Maneviyat

Sağlık için, manevi ihtiyaçlar bedeni meydana getiren fiziki organlar kadar önemli bir unsurdur, hepimizin gözlemlediği fiziki durum, zihnimizi ve ruhumuzu etkileyebilir. Sağlık, beden, beyin ve ruh arasındaki uyum düzeyidir.

spiritueel hulp

Dolayısıyla ferdin bütüncül sağlığı, maneviyat dahil bütün bakım türlerinin hayata geçirilmesi ile mümkündür.

Bakıma muhtaç kişinin, hayatın anlamını ve amacını bulmasında yardımcı olmak. Hayatını gözden geçirebilmesi için cesaret verici telkinlerde bulunmak.

Kişinin, inanç ihtiyaçlarını desteklemek ve ibadetlerini yerine getirmede yardımcı olmak ve güven oluşturmak.

Manevi huzursuzluklarını, endişelerini, kaygılarını ve sapmalarını gidermek. Kişinin, sabır içinde şükretmesine yardımcı olmak.

KALP GÖZÜ

Kalp gözü, maneviyat göz anlamında kullanılmaktadır. Yani insanın maddi alemden başka, manevi alemlere nüfuz edebilmesidir. Bu, hem bir ihsan-ı ilahi hem de insanın gayret ve çalışmasına bağlı olan bir mertebedir.

Yüce ALLAH her şeyi bir kader ile yaratmıştır ve yarattığı kader kusursuzdur. Yaşanan her olay, şahit olunan her durum ve her detay bir hayır ve hikmetle yaratılır. Bu hayrı ve hikmeti görebilmek için ise kaderdeki tüm detayların ALLAH tarafından belirlenmiş olduğunu her an akılda tutmak, olaylara hikmet gözüyle bakmak ve işaretleri iyi değerlendirmek gerekir.

ter info

Kalp gözü ile gören müminler hayatlarına giren insanların, etkili bir söz, vicdanını rahatsız eden bir ayrıntı veya şer gibi görünen bir olayın, neden yaşadığını ilk anda anlayamadığı onlarca hadisenin her birinin ALLAH’ın kaderde yarattığı incelikler olduğunu bilirler. Bunlardaki hayırları görebilmek için vicdanlarının sesini dinler ve ahlakına göre düşünüp hareket ederler. Tüm bu olaylar, karşısında göstermeleri gereken güzel tavır ise sabırlı olmaktır. Ve en önemlisi duygulardan hislerden ibaret olan evrensel dili algılayabilmektir.

Günümüzde ve her zaman bu gibi kutlu insanların bulunduğuna kanaatimiz vardır. Fakat bunları herkes bilmeyebilir. Kalp gözü açık olan insanlar her an her şeyi göremezler. ALLAH’ın izin verdiği şeyleri ancak gőrebilirler.

SOFU

Sofu odur ki; dünyalık düşünmez, halkı bırakır hakka koşar, haktan bir an olsun bile ayrılmaz. Sofunun dışı gülse de içi her zaman hüzünlüdür, her daim ALLAH ile beraberdir. Sofu bilir ki herşeyin arkasında Allahu Teala vardır ve o dilemeden kimse dileyemez. Sofu sebepleri bırakır, sebeplerin arkasındaki sebepleri yaratana bakar. Sofu cennete girmeyi arzulamaz, ahireti düşünmez. Sofunun arzusu ALLAH’tır, düşüncesi ALLAH’a kavuşmaktır.

Sofu zatı itibariyle tek ve yalnızdır, kimse onu kabul etmez. O da kimseyi kabul etmez. Hep hak ile meşguldur, halk ile meşgul olacak ve konuşacak vakti yoktur, eşşizdir.  Sofu kalbini ALLAH ile tasfiye eden, onu nur ile dolduran ve hakkın zikriyle gözü açılan kimsedir. Bu nedenle gerçek manada sofuluk herkese nasip olmaz, sayıları yüzlerle ifade edilen çok az kişiye nasip olur. “ALLAHIM bize dünyada iyilik ver, ahirette de iyilik ve ve bizi ateş azabından koru…Amin”

EVLİYA

ALLAHŰ TEALAYA yakın ve sevgili kimselerdir. İnançlarında hiçbir bozukluk olmadığı gibi, ibadetleri de devamlıdır. Nefsin arzularından olan menfaat düşkünlüğü, bencillik, kin, hırs, insanlara kötü muamele bunlarda bulunmaz. Devamlı güleryüzlü olup, dünyada kimseye düşmanlık beslemezler, ALLAH için çalışırlar, Onun için uğraşırlar. Zenginlinkleri varsa Onun yolunda harcarlar, kerametlerini hiç göstermek istemezler. Cömerttirler. Azab korkuları yoktur, nimetlere kavuşamama üzüntüleri yoktur.

Onlar öyle kişilerdir ki görüldükleri zaman ALLAHŰ TEALA hatırlanır. Yüzleri nurludur ve nurdan minberler üzerindedirler.

ter info 3

Evliyânın alâmeti üçtür

  • Birincisi; derecesi yükseldikçe tevâzûsu, alçak gönüllülüğü artar.
  • İkincisi; elinde imkân bulunduğu halde dünyâya değer vermez.
  • Űçüncüsü; intikam almaya gücü yettiği halde merhametli ve insaflı davranarak intikam almaz.

ALLAHŰ TEÂLÂNIN evliyâsı büyük günah işlemekten mahfûzdurlar, korunmuşlardır.

 

Hayat

“Rahman (esirgeyen) Rahim (baģışlayan) ALLAH’ın adıyla. Çok yüce ve çok büyük ALLAH’ın himayesine sıģınmaktan ve O’nun yüce kudretinden yardım dilemekten başka bir amacım yoktur. Ondan başka kuvvet ve kudret sahibi yoktur. O’na dayandım, O’na güvendim.”

Tesadüfe yer yoktur
Düzen, intizam ile yaratıldı kainat. İnce bir hesap ile yeşeriyor tabiat. Yerde, gökte ne varsa, hep hareket halinde. Oku, dualardadır hakikat. Hakk’ı üstün tutarız adalet mihenginde. Üstünlük takvadadır, ne ırk, ne renginde. Ne ezen, ne ezilen, bir toplum istiyorsak. Hoşgörülü olarak, yaşayalım günümüzde.

Maldan infak ederek , yoksulu sevindirmek. Gönülleri fetheder, vereceğin bir dilim ekmek. Onu aç bırakarak, onurunu çiğnetme. Yakışmaz insanlığa, el açtırıp diletmek. Karanlık kuytularda, kaderiyle baş başa. Çaresizlik içinde, gözden boşalan yaşa. Bak da merhamet eyle, onlara el uzat ki. Gönülden sizlere, diyeyim ki bin yaşa.

İnsan
Neden hep yanlış yoldan giderler, insanı insan yapan değerler. Bize bu bedeni veren ALLAH, almasını da bilir. Bunu bilmeyen sonunda kendisini bitirir. Sonunu kimse bilemez, hatalar içinde olup ta ben doğruyum diyemez. ALLAH’ı bilen, günahların arkasından gidemez.

Zaman diliminde dünyaya gelen insan. İmanlı olur ise aldatamaz ki şeytan. Çünkü ALLAH süreyi verir iken şeytana. Sonsuz güveni vardı yarattığı insana. Bu yüzden; `Ne günahlar işler ise de kulum. Bol bol af dilesin ben onun ile olurum`. Diye RAHMAN ve RAHİM sıfatıyla her zaman. Karşında duruyor bak, ümitsiz olma insan.

Aslında
Her şeyin sonu aslında sonun başı. Herkesin bildiği ama hiç düşünmediği bir konu. Gelmez ki böyle çaresizliğin sonu, içimize attılar ezelden fitnenin tohumunu. Herkes yürür düşünmeden sonunu. Zaman her şeyin ilâcı olacak, ahrette teker teker yapılan amallere bakılacak. Unutuldu zannetme, gerçekleri duyunca sakın kahır etme.

Şükret
Ah vah deyip inlersin, şükretmeyi bilmezsin. Senden acizi yoktur, bunu hiç düşünmezsin. Yaradan vermiş sana, kendine bir sorsana. Verdiği onca nimeti, azmı geliyor sana. Ellerin tutuyorsa, ayağın yürüyorsa. Gözlerin görüyorsa, şükretmelisin ALLAH‘a.

Döneceğiz
Öyle sevmiş ki seven karşılık beklemeden, öyle vermiş ki veren geri istemeden. Öyle özenmiş ki yaradan, hiçbir noktayı atlamadan. Doğduk yaşıyoruz öleceğiz, bir gün bu dünyayı terk edeceğiz. Hazinelerin olsa ne yazar, kim ne getirdi ki, biz getireceğiz. O gönderdi ona döneceğiz.